
Resim 1: Tomskaya Pisanıtsa, Sayı 2, Kemerovo 2015, Dergi Kapağı. (Ayrıca bkz. A.P. Okladnikov, A.I. Martinov (1972) Sokrovişça Tomskih Pisanits. Ris. 96)
Çizgilerle yaşayanlar,
Kendi gerçekliklerinin
Peşinde…
Kişi hep bir şeyin peşinde…
Yitik Zamanın peki?
Yitirilen bir önceki ve sonraki an.
Yitirilen, yaşanılan gerçeklik mi yoksa?
Yaşanan an mı?
Önce ve sonra yaşananlar.
Zamanın dili çizgilerde,
Önce ve sonra yaşananların anlatımını, peş peşe karelerde bulmak,
Türk Kaya resimlerinin yitik zamanının peşinde olmaktır.
Yaşanan her anın sonsuz hikâyeleri, hikâyelerin
Kahramanları, kahramanların hayalleri vardı…
Hayal kapılarını aralayıp giren, çizgileri yaşayan yaratıcılar,
sizleri bu kapıların ardındaki kendi hayallerini yeniden
birlikte yaşamaya davet ediyorlar.
Hayali yaşamak kaygı ise, yaşadığını çizmek bu üslup yaratıcılarının,
yaşamın ritmini duymak ve bir virtüöz gibi
işlemek üzerine buldukları tek çıkış yolu olmuştur.
Biz onların hayallerini yitirilmeyen zamanda yaşadık…
Binlerce yılın güneşi ve yıldızları parladığında,
Biz ok atanları gördük,
Savaşanları gördük,
Doğanın kendisiyle kavgasına tanık olduk,
Biz geyiğin peşinde parsı, avın peşinde avcıyı,
Geyikleri, atları, kurtları, parsları, kuşları, yılanları, tavşanları,
öküzleri, sıçanları domuzları gördük.
Kadını erkeği, çocuğuyla evlerine konuk olduk,
Onlarla dans ettik,
Onlarla dua ettik.
Yaşadılar
Yaşadık
Beraber…
Selenga-Semin/Ankara, 1997
1997 yılında bu şiiri yazdığımızda Eski Türk Çağı Kaya Resimleri ile tanışmamız henüz birkaç yıl olmuştu. Hayranlıkla binlerce yıl öncesinin üslup yaratıcılarının peşine düştük.

Resim 2: Eski Türk çağlarının at üstündeki sancaktarı. Kuljabası’dan kaya resmi (Şu-İli dağları). Fotoğraf: Zaynolla Samaşev (2015) Köne Türki Grafikası / Eski Türk grafikleri. Astana: Prosper Print, s. 29.
Resim 3: Yalnız bir atlının en büyük görüntüsü. At, üç dişli bir dizgin, boyunda bir saç ve karın altında asılı bir dizgin ile gösterilmiştir. Har-Salaa III (Moğol Altayları). Fotoğraf: Zaynolla Samaşev (2015) Köne Türki Grafikası / Eski Türk Grafikleri. Astana: Prosper Print, s. 168.

Kaya resimlerinin ortaya çıkması ile binlerce yıl öncesinde yaşayan insanların unutulduğunu, kaybolduğunu sandığımız tüm yaşamları, duyguları, düşünceleri yeniden ortaya çıktı, zamandaki bu uzaklık yakınlaştı.
20 bin yıl önce Buzul Çağından başlayarak geride bıraktığımız bu sisli dönem arkeologların yaklaşık 300 yıldır süren çalışmalarıyla ortaya çıkmaya başladı. Şimdi dünyanın birçok bölgesinde kaya resimlerini görmek mümkün. Modern Türklerin atalarına ait kaya resimlerini ise özellikle bütün Sibirya’da; Altay’da Minusinsk bozkırlarında, Tuva’da, Angara’da, Lena vadisi ve kollarında, Baykal’da, Amur bölgesinde, Yenisey havzasında, Sayan’da, Moğolistan’da, İdil-Urallarda, Tien Shan, Pamir-Alai, Batı ve Doğu Türkistan’da, Kafkaslarda, Balkanlarda ve Anadolu’da yayılmış hâlde bulabiliyoruz.
Kut Kaya Sanatı Grubu olarak, atalarımızın da yaşadığı Sibirya ve Altay sahasının “Kaya Resim Sanatı” ilgi alanımızdadır.
Kaya Resimleri ile gezegenimizin binlerce yıllık tarihi hakkında bilgi sahibi olurken, insanlığın tüm bu zaman içindeki bilinç tarihini, yaratıcılık psikolojisini, din tarihi ve psikolojisini, mitolojisini de anlamaktayız. Bu bakımdan, kaya resimleri çok değerli birinci elden somut kaynaklardır ve bugün birçok bilgin her sahada büyük bir emekle çalışarak, inceleyerek Dünyamızın ve İnsanlığımızın geçmişinin İlginç Kitabı’ndaki sisli boşlukları, adım adım, sayfa sayfa doldurmaktadırlar.

Resim 4: Alanın parlayan bilgin yıldızı: Marianna Artaşirovna DEVLET. Yıldönümü Anısına, Sibirya İlkel Sanat Araştırmacıları Derneği SAIPI Tutanakları. Sorun. IV Bilimsel makalelerin toplanması, 2008 yılı dergi kapağı.
Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz arkeoloji alanında 270’e yakın yayın sahibi ve çok değerli eserleri olan Marianna Artaşirovna Devlet (1933-2021), 2003 yılında(1) vermiş olduğu bir gazete röportajında: “- Yeni bir görüntü, kaya resmi bulduğunuzda neler hissediyorsunuz?” sorusuna şu cevabı vermişti: “… Onları hep düşünüyorum, derinlemesine düşünüyorum ve eski insanlara karşı sorumlu hissediyorum. Yaptılar, bize bıraktılar. Bunu kopyalamalı ve çağdaşlarımıza iletmeliyim…”
Bilgin aynı röportajda, bir başka soruya verdiği cevapta, kayalarda sergilenenler ile insanların yalnızca gerçek hayatlarını değil, mitolojik fikirler ile dünyalarını nasıl düzenlediklerini ve içinde hangi kurallara göre yaşadıklarını da anlamamız gerektiğini belirtmiştir. Marianna Artaşirovna Devlet, araştırmalarını Tuva bölgesinde yoğunlaştığını belirterek bölgede yaşayan halkların ataları ile antropolojik bağdan öte, manevî kültürün sürekliliğini de vurgulamış ve geleneksel Tuva kültüründe antik çağlarla kültürel bağlantının birçok teyidi bulunabilir diyerek kaya resimlerinin hâlin geçmişin anlaşılmasına da nasıl ışık tuttuğuna işaret etmiştir.
Ünlü arkeolog 1980 yılında Mugur-Sargol Kaya Resimleri adını taşıyan kitabını yayımlayarak şu satırlara yer vermektedir.
“Binlerce yıldır Tuva kaya resimlerinin gizemli boynuzlu yüzleri, Yenisey’in köpüklü sularına bakıyor. (resim 5) Burada, Yenisey’in Sayan Kanyonu’nda, Mugur-Sargol yolunda, eski zamanlarda kasvetli kayalar arasında dualar edildi ve maskeli insanlar ritüel danslar yaptılar. Periyodik olarak, ancak hayal gücü ile yeniden oluşturabileceğimiz gizemli ayinlerde, kayalara giderek daha fazla çizim oyulmuştur. Kuşaklar birbirini izledi ve görüntüler kayaların üzerinde donarak günümüze uzak geçmişin sanatını getirdi.” (2)

Resim 5. Mugur Sargol, Tuva (Devlet 1980’den)
Resim 6. Mugur-Sargol kayalıklarında resimli siyah taş plakalar (Devlet 1980’den)


Resim 7: Tuva’da Mugur-Sargol’dan merkezî kaya görüntüsü. Ana panelin üst ve orta kısımlarının parçaları, ruhların üst dünyası ve göklerin yaşadığı boşluklar; En büyük iki maske, iki yüce yaratıcıyı -yerkürenin efendisini ve yeraltı dünyasının kötü efendisini- temsil ediyor. M.A. Devlet (2004) “Kutsal Kayalar ve Sibirya Yerli İnsanlarının Mitolojisi”, Art Du Paléolithique Supérieur Et Du Mésolithique Upper Palaeolithic And Mesolithic Art. section 8, s. 43 ve s. 44’teki resimler ve resim açıklamalarından aynen aktarılmıştır.
Resim 8. Doğal palamut suyunda renklendirilmiş kâğıtlara ön ve arka kapaklarına Yinşan Dağları Eski Türk Çağı kaya resimlerinden insan yüzleri ve yıldızlarla kompoze edilerek yapılan albüm. Kaya resimleri kaynağı: Gai Shanlin (1986) Petroglyphs in the Yinshan Mountains. Beijing. (A. Semin Barutcu, Kut Kaya Sanatı Atölyesi, 2020)

M.A. Devlet, Bronz ve Tunç Çağlarına tarihlenen bu kaya resimlerinin bulunduğu bölgeyi kutsal alan olarak kaydediyor ve şu yorumu yapıyor:
“Sunağın ana düzlemindeki görüntüleri, eski kozmolojik fikirlerin yapısının bir yansıması olarak düşünebiliriz. Burada, ilkel gerçekçilik aracılığıyla Evrenin üç ayrı dikey yapısı ile aktarılır: en üstte, ata ruhlarının insanlara kıyasla daha yüksek katlarda yaşadığı üst göksel dünya; altında orta Dünya; aşağıda yeraltı, alt dünya. Üst, orta ve alt katmanlar birkaç yolla karşı karşıyadır.
Sunağın ana düzleminin sadece dikey olarak değil, yatay olarak da bölünmesi de mümkündür. Muhtemelen yüzün rengini yansıtan nokta vuruşlarla yüzü tamamen doldurulmuş maskeler, düzlemin batı yarısında yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda Altaylıların kozmogonik fikirlerini hatırlayabiliriz. iki ruh kardeşin – Onlar, Ülgen ve Erlik’in mücadelesi hakkında ikili fikirlere dayandılar. Ülgen, göksel bir başlangıç, iyi, parlak ve Batı ona aittir. Erlik karanlık, kötü başlangıcı kişileştirir, Doğu ona aittir. Şarkılarda Erlik siyah yüzlü bir dev olarak anlatılıyor”(3)
Bilgin dans eden maskelerin, kolları kaldırılmış tuhaf antropomorfik figürlerin görüntülerini inceleyerek şöyle devam ediyor:
“Mugur-Sargol kaya resimleri, Sibirya ve Orta Asya’daki en ilginç ve oldukça bilgilendirici kaya resim sitelerinden biridir. Burada, nispeten dar bir kıyı şeridinde bulunan kayalar ve kayalar üzerinde, 500 m boyunca benzersiz ve nadir sahneler bulundu: yüz maskeleri, antropomorfik figürler, sığırlar, evler ve kaleler, güneş sembolleri, kaya sanatı için yaygın olan takımyıldızı görüntüleri ve av sahneleri, hayvan figürleri, bir kompozisyon bütünlüğü içinde anlatılmış, bu kaya resimlerinin çoğu Tunç Çağı’na aittir. Daha sonraki kronolojik dönemlerde de günümüze kadar kayalara çizilmeye devam etmiştir.”(4)
Mugur-Sargol, ilkel sanatın gerçek bir hazinesi olarak görülmektedir. 500’den fazla kaya resmi tespit edilmiş ve kayda alınmıştır. Bu resimler, ilkel insanın yaşamını, kültürünü hayal etmemizi sağlamaktadır.

Resim 9. Demir pası suyunda renklendirilmiş kâğıtlara ön kapakta Yinşan Dağları Eski Türk Çağı kaya resimlerinden insan yüzleri ve yıldızlarla kompoze edilerek yapılan albüm. Kaya resimleri kaynağı: Su Beihai (1994) Doğu Türkistan Kaya Resimleri. Urumçi. (A. Semin Barutcu, Kut Kaya Sanatı Atölyesi, 2020)
Resim 10. A.V. Adrianov tarafından keşfedilen Sibirya’da Malaya Boyarskaya “pisanitsa” kaya resimleri


Resim 11. 1936’da Buret/Angara bulunan “Kürk Tulumlu Venüs”
Sibirya sahası arkeolojisi ve etnografyasının bir başka öncü bilginlerinden olan A. P. Okladnikov, 1967’de …./Sanatın Sabahı adlı eserinde arkeolojinin Taş Çağı sanatçısıyla tanışmasını, 1936 yılında Angara nehrinin sağ kıyısındaki Buret köyünde, mamut dişinden yapılmış “Kürk tulumlu Venüs” adıyla ünlenen heykelin keşfi ile olduğundan bahsederek, avcının tıpkı Buddha’nın saklanan dişlerinin hazine sandığı gibi öldürdüğü canlıya “kemik kadını” armağan olarak mı inşa ettiğini soruyor ve devam ediyor:
“Değerli taşlar, altın veya gümüş yoktu. Ama zihnin içinde gerçek bir hazine vardı. Eski yabancı, uzun zaman önce kaybolmuş bir dünyanın ölü bir parçası değil, heyecan verici, manevî değeri yüksek ve hayat doludur. Moğol tarzında, kedigözlerine benzeyen dar, hafif çekik gözler, bize 20. yüzyılın insanlarına gizemli, hafif bir ironi ile bakıyordu. Yüzde, beklenmedik bir yumuşaklık ve hassasiyetle çevrelenmiş, hafif bir gülümseme vardı. Ve garip görünse de, çok uzun zaman önce ve iyi bilinen bir şeye benziyordu belki de Mona Lisa’nın gülümsemesi?!” (5)
Binlerce yıl önceki en eski insanları incelerken, A.P. Okladnikov, müstakbel bilim adamlarına bu sisli kapıların nasıl açılması gerektiğini öğretircesine sorularına devam ederek “İlginç Kitab”a cevapları yazıyor.
“… Ona ne kadar uzun süre bakarsam, o kadar çok heyecanlanmama ve düşünmeme neden oldu. Bilinmeyen bir dünyadan, bir insanın ruhuna bakmak, deneyimlerini, duygularını bilmek ve daha da fazlasını anlamak istedim. Gizli kasasındakini meraklı gözlerden neden bu kadar kıskanç bir şekilde saklamıştı? Sert bir diş parçasından böyle bir gerçeklik duygusuyla oyduğu bu şey onun için ne anlama geliyordu?
Ve tüm bunları hayal edebilir miyiz, yoksa “zamanların bağlantısı” sonsuza kadar kesintiye uğradı mı?
Uzak atalarımızın özgün sanatsal yaratıcılığının içsel anlamı, sürekli bir bin yıllık peçeyle gizlenmiyor mu? İlkel insanı ve onun dünya görüşünü anlamak o kadar kolay değil. Ne de olsa, bir asır değil, onlarca bin yıl ile ayrılıyoruz. Ve aynı zamanda, onun işinde zamanımızla çok fazla uyum var. Yani, sürekli değişen bu dünyada sanatta gerçekten sonsuz bir şey var.”(5)
Sanattaki sonsuz olan şey tıpkı büyük düşünür Fârâbî’nin 9. yüzyıldaki ifadesinde daha anlaşılır hâle geliyor. “Bu taklitler/benzetmeler kullanılarak anlatılan hakikatlerin idrâk edilmesi de daha kolay ve daha mükemmeldir. Onların bu şekilde daha mükemmel ve tam idraki nedeniyle ruhtaki lezzetler de daha mükemmel olur. Sadece bilgiler, hakikatler anlaşılmakla kalmaz aynı zamanda haz da ortaya çıkar.”(6)
Büyük bir merakla baktığım bu pencereden, sislerin arasından, buzulların içinden, nesli tükenmiş dev mamutların arasından çıkıp gelen “kürk tulumlu kadın”ın gülümsemesi, gerçekten de zamandaki uzaklığı unutturuyor, ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmanın hazzını da yaşatıyor.
A. P. Okladnikov, Kaya Resimlerinin insanların manevî dünyasını ortaya çıkaran en heyecan verici ve en değerli sanat alanı olduğunu belirtir. Ona göre kaya resimleri İnsan Yaratıcılığı sürecinde, insan gelişiminin emek, düşünce ve estetik fikirlerinin yüzbinlerce yıl süren uzun bir hazırlığının sonucudur.(7) Bu tespit, bizim zamandaki ileri uzaklığın, yani yüzbinlerce yıl sonrasının andaki değerini görmemizi sağlıyor diye düşünüyorum.
A. P. Okladnikov, Sibirya sahası Kaya Resimleri karşısında şöyle bir saptamaya da yer veriyor:
“Görevimiz, bu sanatın içeriğini ortaya çıkarmaya çalışmak, eski insanın dünya görüşünü, fikirlerini ve görüşlerini bilmek. Ama nasıl? Sonuçta, önümüzde sessiz anıtlar var – belki de anlaşılması zor, eski bilinmeyen yazıları okumaktan bile daha zor olan yazılar. Bir dereceye kadar yardımcı olabilecek tek şey, kökeni Kuzey Asya ile yakından bağlantılı olan Sibirya’nın yaşayan yerli halklarının mitleri, fikirleri ve efsaneleridir. Binlerce yıl boyunca önemli ölçüde değişmiş olan bu halkların mitleri ve dinî inanışları, yine de eski çağların değerli parçalarını, yazılı kayaların dibinde insanların kökeni ve evren ve hayvanlar hakkındaki efsanelerin üretildiği dönemin yankılarını taşır.”(8)
Bu sanatı ortaya çıkarmaya çalışmak, eski insanın dünya görüşünü, fikirlerini ve görüşlerini bilmek ve sanatın içeriğini ortaya koymak, ancak alanın bilginlerinin araştırma-incelemeleri ile mümkün olacaktır.

Resim 12. Tom kaya resimlerinden. A.P. Okladnikov, A.I. Martınov (1972) Sokrovişça Tomskih Pisanits.. kitabındaki 4 nolu resmi görüntü netliğini göstermek için E.A. Miklaşeviç’in “Tom, Pisanitsa Çizimlerinin Görüntü Tekniği Çalışması” (2011, Kemerovo Devlet Üniversitesi) makalesinden alınmıştır.
1966 yılında A.P. Okladnikov’la Tomsk-Pisanitsı Kaya Resimlerini araştırmak için bilimsel bir geziye beraber çıkan arkeolog A.İ. Martinov ise, kaya resimler için “… Tıpkı bir aynada olduğu gibi, Batı Sibirya orman bölgesi halklarının yüzlerce yıllık eski tarihini yansıtıyor.”der ve Taş Devri’nin sonunda (Neolitik Çağda) ilk geyik görüntülerinin oyulduğu zamandan başlayarak kutsal taşın yüzyıllar boyunca, insanlara hizmet ettiğini yazar. Bu kutsal taşın sahipleri bilgine göre, “bu taşlaşmış destanda gerçekçi mükemmellikleri ve ciddi sadelikleri ile bu eski yaşamın senfonisini bırakmışlardır.”(9) Ne kadar incelikli, hayranlık uyandıran bir tanım değil mi?!

Resim 13. Batik tekniğinde, Eski Türk Çağı kaya resimleri kullanılarak yapılmış tablo. A. Semin Barutcu, “Ayin sahnesi”, 1998. Kaya resimleri kaynağı: Gai Shanlin (1986) Petroglyphs in the Yinshan Mountains. Cultural Relics Publishing House, Beijing, s. 311, No. 1255.

Resim 14. Batik tekniğinde, Eski Türk Çağı kaya resimleri kullanılarak yapılmış tablo. A. Semin Barutcu, “Zaman Tüneli”, 1998. Kaya resimleri kaynağı: Gai Shanlin (1986) Petroglyphs in the Yinshan Mountains. Cultural Relics Publishing House, Beijing, s. 127, No. 497 (yüz); s. 57, No. 180 (koç): s. 180, No. 720 (yazı)
Bundan sonraki yazılarımda, yaptığım ürünlerle geçmişten gelen bu anıt görsel mektupları size ulaştırmaya çalışacağım.
Notlar
(1) Çimiza Dargın-ool (2003) “U menya est’ dolg pered drevnimi lyud’mi Tuvı/Tuva’nın eski insanlarına borcum var”, Tsentr Azia № 37 (12 – 18 Eylül 2003). ULR: http://www.centerasia.ru/issue/2003/37/1678-u-menya-est-dolg-pered-drevnimi-lyudmi.
(2) M.A. Devlet (1989) Petroglifı Mugur-sargola / Mugur Sargol’un Petroglifleri. İzdatel’stvo *Nauka*. Yazar Yenisey nehrinin Sayan Kanyonu’ndaki Mugur-Sargol ve Aldı-Mozaga bölgesinde bulunan bu kaya resimleri, yapılacak olan hidroelektrik santralının kurulması ile sular altında kalacağı için, onların tamamının bir an önce çalışılması ve yayınlanması gerektiğini belirtmektedir (s. 273). Bilindiği gibi 2008 yılında buraya kurulan hidroelektrik santralında büyük bir iş kazası meydana gelmiş ve en az 75 işçi hayatını kaybetmiştir.
(3) M.A. Devlet, Petroglifı Mugur-sargola. s. 246.
(4) M.A. Devlet, Petroglifı Mugur-sargola. s. 261.
(5) A.P. Okladnikov (1967) Utro iskusstva/Sabahın Sanatı. Leningrad: «Iskusstvo», s. 5-6.
(6) Fârâbî, Kitâbü’l-Mûsiki’l-kebîr. Bunun için bkz. Ayşe Taşkent (2009) Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd’de Estetik. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Ana Bilim Dalı / İslam Felsefesi Bilim Dalı Doktora Tezi, YÖK Tez No: 241224, s. 269-270.
(7) A.P. Okladnikov, A.I. Martinov (1972) Sokrovişça Tomskih Pisanits. Naskalnıe risunki epohi neolita i bronzı/Tomsk Petrogliflerinin Hazineleri. Neolitik ve Tunç Çağı Kaya Resimleri. Moskva.
(8) A.P. Okladnikov, A.I. Martinov (1972) Sokrovişça Tomskih Pisanits. s. 193.
(9) A.I. Martınov (1966) Lodki – v stranu predkov /Tekneler— Atalar Ülkesine. Kemerovskoe Knijnoe İzdatel’svo, s. 22-23.
| Bu e-yazının atıf gösterimini aşağıdaki gibi yapınız: A. Semin Barutcu (2022) “Eski Türk Çağı Kaya Resimleri”, Kut Kaya Sanatı Yazıları, Yazı #3, 21 Şubat 2022. URL: https://kutkayasanati.com/eski-turk-cagi-kaya-resimleri/ |


