Türkler Modern Dünya’nın en eski milletlerden biridir ve insanlık tarihinin her çağında kendilerinden bir iz bırakmışlardır. Tarihinin en eski dönemlerinden beri tüm hayatlarını kayaların üzerine, yaşadıkları mekânların duvarlarına, bir mezar taşına, bir çadır bezine, halıya, kilime, atının eyerine, bazen de metali ve deriyi işleyerek küpeye, kemer tokasına, ördükleri çoraba, dokudukları kumaşın üzerine, yiyip içtikleri kâselerin üzerine resmederek, bazen de destanlar söyleyerek, kayıt altına almışlardır. Kut Kaya Sanatı Grubu olarak bu en eski izi bulmak, takip etmek, kendi sanat tasarımlarımızın ana teması olarak seçerek sizlere aktarmak ve devamını sağlamak istiyoruz.
Ünlü Türk filozofu Fârâbî sanatla ilgili şöyle der:
“Biz de diyoruz ki şiir sanatının erbâbı ile resim-süsleme sanatının erbâbı arasında bir ilişki vardır. Bu iki [sanatkârın] sanatlarının maddesi birbirinden farklı olsa da sanatın formları (sûreti), fiilleri ve hedefleri konusunda bir ortaklık vardır. Ya da şöyle diyebiliriz. İki yapıcının, iki şeklin ve iki hedefin arasında bir benzerlik (teşâbehe) vardır. Bir sanatın yapıldığı şey kavillerdir/sözlerdir, diğer sanatın yapıldığı şey ise renklerdir. Bu onların ikisi arasındaki farktır. Ancak her ikisinin fiilinde ortak olan şey teşbihtir/benzetmedir ve her ikisinin hedefi insanların vehimlerinde ve hislerinde taklitler (muhakeyât) ortaya çıkarmaktır. ”(1)
“Bu taklitler kullanılarak anlatılan hakikatlerin idrâk edilmesi de daha kolay ve daha mükemmeldir. Onların bu şekilde daha mükemmel ve tam idrâki nedeniyle ruhtaki lezzetler de daha mükemmel olur. Sadece bilgiler, hakikatler anlaşılmakla kalmaz aynı zaman da haz da ortaya çıkar.”(2)
Fârâbî’nin sanat ve taklit formları ile bunların resmedilmesine/yorumlanmasına dair felsefi düşünceleri aslında zamanlar üstüdür ve etkileyicidir. Hangi çağ olursa olsun bir sanat yapıtı, salt gerçekliği esas alarak insanın doğasında var olan ahenk, kompozisyon ve ezgi sevgisinin bir yansımasıdır.
Kut Kaya Sanatı Grubu da Türklerin en eski sanat yapıtlarının izlerini takip ederek, onların renkleri, desenleri ve tüm gerçekliğe dayalı kompozisyonlarındaki bu hazzı hissederek kendi yorumunu sanatına katmak istedi.
(1) Fârâbî, Risâle fî Kavânîn-i sınâ‘ati’ş-şi‘r. Bunun için bkz. Ayşe Taşkent (2009) Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd’de Estetik. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Ana Bilim Dalı / İslam Felsefesi Bilim Dalı Doktora Tezi, YÖK Tez No: 241224, İstanbul, s. 215.
(2) Fârâbî, Kitâbü’l-Mûsiki’l-kebîr. Bunun için bkz. Ayşe Taşkent (2009) Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd’de Estetik. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İlahiyat Ana Bilim Dalı / İslam Felsefesi Bilim Dalı Doktora Tezi, YÖK Tez No: 241224, s. 269-270.
| Bu e-yazının atıf gösterimini aşağıdaki gibi yapınız: A. Semin Barutcu (2022) “Sanata Bakış”, Kut Kaya Sanatı Yazıları, Yazı #1, 21.02.2022. URL: https://kutkayasanati.com/sanata-bakis-2/ |


